Üniversteden beri bu sene en uzun ve en fazla tatil yaptıgım sene oldu değişik bir şekilde. Her ne kadar 2020 kimseye pek iyi gelmemiş olsa da ikinci yarısı benim için pek de fena başlamadı.
O kadar uzun zamandan sonra sanki normalim tatil kum güneş boş boş boş oturma gibi pek keyifli aktivitelere zor erişmek gibi olmuş. Mart ayına kadar ki Beyaz yakalı hayatımda kaçamakları pek sevsem de bunun hayatım için normal bi beklenti oldugunu pek de kabullenmemişim. başlangıcı bitişi belli programlı tatillerden alabileceğim maksimum verimi almaya çalışmışım. Bu sene pek öyle olmadı..
Spontan yapılan planları oldum olası pek severdim ama ne yazık ki pek böyle bi çevreyle filizlenmedim. Bu sebeple bi ara bu yapımı unutmuşum, aa ben şok 🙂
Neyse bu seneki deniz kum güneş planı hiç gitmediğim finike’yle başladı hala da devam ediyor. Haziranda çok güneyde olsa da bi yere denize gitmek yazın ilk meyvesini tatmaya benziyor. Birşeyin başında olmak hep hoşuma gitmiştir, belki de baharın başında doğduğum için.
Finike çok tatlı bi yer, içinden soğuk buz akıntıları geçen koyları var. Ciddiiyiiimm gördüm şahitlerim var 🙂 rengi bazı yerlerde şeffafa dönük. Pandemi koruma falan filan hak getire. Ufak kendi halinde bir yer. Sevdim.
Kaş tabii daha lüks daha tanınmış. Bi beach e gidiyorsun herkes maskeli sıfır şezlong örtüleri filan finikeden gelince bir de iyice bi kültür şoku 🙂 Kaputaş plajı da çok güzel. Öyle yüksek bir yerden muhteşem bir koya doğru inmek hoşuma gitti.bu güzelim Kaş memleketinden güzel bi küpe sahibi oldum. Sevdim.
Son olarak da Salda. Buradan nasıl çok fazla haberdar olunmaz burayı nasıl saklamışlar bilmiyorum. Hayatımda suya girdiğim en değişik yerlerden biriydi. Göl oldugu için tatlı su ama o sudaki rengi pek az yerde gördüm. Bazı duygular anlatılamıyor. Benim hissettiğim bu güzel duygular pek bi farklı benim için.
Ha bu arada, bu yazının üzüntüyle hiç bir alakası bulunmamaktadır. Aksine aşırı mutluluk içermektedir.